Türkiye: S&P, Türkiye’nin kredi notunu teyit etti, görünüm durağan

Türkiye'nin 'B+/B' uzun ve kısa vadeli yabancı para ülke kredi notu ve 'BB-/B' uzun ve kısa vadeli yerel para birimi ülke kredi notu S&P tarafından teyit edildi, görünüm de “durağan” olarak bırakıldı.

Türkiye'nin 'B+/B' uzun ve kısa vadeli yabancı para ülke kredi notu ve 'BB-/B' uzun ve kısa vadeli yerel para birimi ülke kredi notu S&P tarafından teyit edildi, görünüm de “durağan” olarak bırakıldı. Durağan görünüm, önümüzdeki 12 ay boyunca Türkiye'nin ekonomik dengesizliklerinden kaynaklanan devam eden riskleri dikkate alıyor. Bunlar, Türkiye'nin özel sektörünün esnekliği ve gerektiğinde maliye politikası yanıtı için yer bırakan yönetilebilir net genel devlet borç stoku ile kısmen dengelenmektedir.

 

Kredi notu değerlendirmesinde öne çıkan noktalar:

 

·        Türkiye ekonomisi, olumlu devir etkilerinin, ihracattaki güçlü toparlanmanın ve yurt içi faaliyetin pandemiye karşı direncinin yardımıyla bu yıl %8,6 büyüyecek.

·        Net genel devlet borcunun 2021 yılı sonunda GSYİH'nın %34'üne ulaşmasını bekliyoruz.

·        Son gelişmelere rağmen, para politikası öngörülemezken Türkiye'nin ödemeler dengesi pozisyonunu hala zayıf olarak görüyoruz.

·        Enflasyon, değerlendirdiğimiz 137 ülke arasında sekizinci en yüksek oran olan yıllık yaklaşık %20 oranında ilerliyor.

·        Türkiye'ye ilişkin 'B+/B' döviz ve 'BB-/B' yerel para kredi notlarımızı teyit ediyoruz. Görünüm durağan.

 

Olası kredi notu aksiyonuna konu olabilecek negatif ve pozitif senaryo değerlendirmelerine bakacak olursak;

 

(-) Bankaların dış finansmana erişiminin kötüleşmesi veya yurt içi yerleşiklerin tasarruflarını daha da dolarize etmesi notu olumsuz etkileyebilir. Kuruluş, bunu şu aşamada temel senaryo olarak ele almıyor.

(-) 2020'deki büyük ölçekli kredi teşvikinin ardından zayıflayan aktif kalitesi, özellikle geçen yıl bilançolarını daha hızlı genişleten kamu bankaları olmak üzere bankacılık sistemi üzerinde baskı oluşturabilir.

(+) Türkiye'nin ödemeler dengesi pozisyonunun, özellikle Merkez bankasının net döviz rezervlerinin tahminlerimizin ötesinde güçlenmesi durumunda bir yükseltmeyi düşünebiliriz.

(+) Kamu politikasının sürdürülebilir ve gelişmiş öngörülebilirliğini ve para politikasının etkinliğini gözlemlersek, notu yükseltebiliriz.

 

Pandemi sonrasındaki toparlanma güçlü görülmekle beraber, kurum raporunda politikada belirsizlik olasılığı yüksek olarak görüldüğünden risk unsuru olarak öne çıkarılmış durumda. Ekonomik büyüme performansında ise, özellikle üretimdeki güçlü görünüm diğer birçok gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının üzerine çıkılmış durumda. Ödemeler dengesi ve döviz gelirleri klasmanında turizm, özellikle 3Ç21 döneminde önemli pozitif katkı verdi. Salgınla ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının yanı sıra Türkiye'nin birkaç AB ülkesi, İngiltere ve Rusya tarafından kırmızı seyahat listelerinden çıkarılması, turizmin yeniden başlamasına izin vererek hizmet ihracatını artırdı. Ancak; döviz kurlarında zayıf lira getirisinden kaynaklı yükseliş ve enerji fiyatlarının küresel çapta da artması, yüksek oranda ithalatçı bir ülke olan Türkiye’nin ödemeler dengesi açığını artırıcı risk teşkil etmektedir. Fed başta olmak üzere, gelişmiş ülke Merkez bankalarının destekleyici para politikasından kademeli olarak vazgeçmesi, gelişmekte olan ülkelere fon akımlarının azalması üzerinden finansman etkisini zorlaştırabilir.

 

Aşağı yönlü etkenlere konu olarak; döviz hareketi çerçevesinde ödemeler dengesi riskleri ve para politikasının sınırlı görülen tepkimesinin potansiyeli sınırladığına işaret ediliyor. Bununla beraber, yüksek enflasyon ve Merkez bankasındaki daha düşük kullanılabilirlikli döviz rezervleri daha geniş ekonomik dengesizliklere faktör teşkil edebilir. Covid-19 pandemisinin doğrudan risklerinin ise, nüfusun tam aşılama veya en az bir doz aşılama oran çerçevesinde Türkiye için azaldığı yorumu yapılıyor. Sosyal temasla ilgili neredeyse tüm kısıtlamalar Temmuz 2021'de kaldırıldı ve yeni virüs varyantlarının ortaya çıkması ve yayılmasından kaynaklanan bazı riskler devam etse de yeni kısıtlamaların getirilmesi beklenmiyor.

 

Güçlü toparlanmaya rağmen politika oluşturma belirsizliği, en önemli risk olarak görülüyor. Burada özellikle TCMB’nin fiyat istikrarı oluşturma noktasındaki politika amacına olan mesafe ve son politika aksiyonları ve TCMB nezdindeki değişimlerin zorlayıcı etkilerinden bahsedilmiş. TCMB’deki erken görülen faiz değişikliğinin ardından, Ekim ayındaki PPK’da yapılan 200 baz puanlık indirimin ardından lirada değer kaybı hızlanmış durumda. Lira, bu yıl dolara karşı %20’den fazla aşınarak diğer gelişmekte olan ülkelerin paralarından daha fazla gerilemiştir. S&P, TCMB’nin para politikasının gevşemeye devam etmesini bekliyor. Varlık kalitesi ve potansiyel olarak büyüme için olumsuz ikincil etkilerle birlikte, enflasyonist baskılara ek olarak, döviz piyasasında daha fazla oynaklık risklerine işaret ediliyor. Bu nedenle; para politikası ve enflasyon arasındaki uyumsuzluğun 2018 ve 2020'de olduğu gibi, merkez bankasını aniden rotayı tersine çevirmeye ve önceki politika gevşemesinin ardından oranları önemli ölçüde artırmaya zorlayabileceğinden bahsediliyor. Benzer bir politika ani dönüşümüne dair finansal piyasa ve enflasyonist etki kaynaklı zorlayıcı faktörleri biz de çekince unsuru olarak belirtmek isteriz. Büyüme ve reel sektör aktivitesine yönelik olarak; kredi faizlerinin düşürülmesi isteğinin halen politikaları genişleyici yönde tutacağını, ancak yerel ve küresel enflasyonist faktörler ve finansal koşullardaki dönüşüm etkilerinin gevşeme için “ekonomik şartları” sağlamadığını düşünürüz.

 

Bütün bu faktörler eşiğinde görüyoruz ki, güçlü büyüme profili enflasyon ve politika belirsizlikleri tarafından kısıtlanmaktadır. Kurum, 2021 için büyüme tahminini %8,6 olarak belirlerken; 2022 için %3,3, sonrası için ise %3,1 olarak büyümeyi tahmin ediyor. Enflasyonun bu yıl ortalama %17,3, 2022'de %12'ye düşeceğini tahmin ediyor, ancak daha yüksek olma riskinin var olduğuna işaret ediliyor.

 

Döviz rezervleri açısından;

 

Merkez bankasının brüt döviz rezervleri de 2020 sonunda 93 milyar dolardan 2021 Ekim başında 120 milyar doların biraz üzerine çıktı. Yurtiçi swaplar ve ticari bankaların TCMB'deki zorunlu döviz rezervleri netleştirildiğinde, net kullanılabilir döviz rezervleri 34 milyar $'dır (GSYİH'nın %4,5'i). Aşağıdaki faktörler buna katkıda bulundu:

 

·        TCMB'nin ihracatçılara yerel para birimi cinsinden kredi kullandırdığı ancak geri ödemesinin döviz cinsinden yapıldığı reeskont kredisi,

·        Türkiye'nin, Çin Merkez Bankası ve Güney Kore Merkez Bankası da dahil olmak üzere yabancı karşı taraflarla ek swap anlaşmaları akdetmesi,

·        IMF'nin 6,3 milyar dolar değerinde özel çekme hakkı tahsisi.

 

Kamu maliyesi açısından;

 

·        Türkiye'nin mali pozisyonu diğer birçok yükselen piyasa ile karşılaştırıldığında güçlü kalmaya ve ülke kredi notlarını desteklemeye devam ediyor.

·        Geçen yılki pandemi ile ilgili destek önlemlerinin çoğu kredi provizyonları şeklinde geldi ve genel hükümet açığı GSYİH'nın %2,9'una ulaştı.

·        Kamu borcunun yarısından fazlası artık yabancı para birimi cinsinden olduğundan, öncelikle Türk lirasının değer kaybı nedeniyle kamu kaldıracındaki artış daha yüksek.

·        Ekonomik toparlanma ve pandemi ile ilgili bazı destek önlemlerinin geri çekilmesi göz önüne alındığında, mali açığın 2021'de GSYİH'nın %2,5'ine düşeceğini tahmin ediyoruz.

·        Hükümet ayrıca son zamanlarda geliri artırması gereken kurumlar gelir vergisini de artırdı.

·        2021 yılı sonunda net genel devlet borcunun GSYİH'nın %34'ünü oluşturacağını tahmin ediyoruz ki bu yükselen bir piyasa için mütevazıdır ve olumsuz bir ekonomik senaryoda hükümete maliye politikasını gevşetme alanı bırakmaktadır.

·        Hükümet, son aylarda birçok kez uluslararası sermaye piyasasına erişimi gösteren Eurobond ihraç etti.

·        Odak noktası aynı zamanda son zamanlarda daha uzun vadeli ve yerel para biriminde iç borç ihracına da kaymıştır.

·        Mali kaldıraç düşük kalsa da, koşullu yükümlülüklerden kaynaklanan riskler görüyoruz. Hükümetin başta kamu bankaları olmak üzere finans sektörünü desteklemek zorunda kalabileceğini öngörüyoruz. Geçen yılki hızlı kredi büyümesi ve son dönemde döviz kurundaki oynaklığın bir sonucu olarak ek desteğe ihtiyaç duyulabilir.

 

Bankacılık sektörü;

 

·        Özellikle müsamaha ve destek tedbirlerinin geri çekilmesi ve bankaların geçen yıl açtıkları büyük kredi stokunun olgunlaşmaya başlaması nedeniyle aktif kalitesinin hala bozulmasını bekliyoruz.

·        Ekim 2021'in ortalarında, küresel Mali Eylem Görev Gücü, kara para aklama ve terörün finansmanının önlenmesine ilişkin denetim sorunlarını gerekçe göstererek Türkiye'yi gri listeye aldı.

·        Yine de, son iki yılda Türk bankaları, zor zamanlar da dahil olmak üzere, vadesi gelen dış borçlarını sürekli olarak çevirebildiler. Bu, Ağustos 2018 döviz krizinden sonra ve 2020'de pandeminin başlangıcından hemen sonra, belirsizliğin zirvesinde belirgindi.

·        Son yıllarda, yurt içi yerleşikler tasarruflarını kademeli olarak yabancı para birimlerine ve altına kaydırıyor, ancak büyük miktarda mevduat çekmeden finansal sisteme olan güvenlerini koruyorlar. Bunun böyle devam etmesini bekliyoruz.

Kaynak Tera Yatırım-Enver Erkan
Hibya Haber Ajansı

Okunma